Adım adım ABD’nin yeni devleti: Demokratik Suriye Federasyonu (Analiz)


ABD’nin “stratejik ortak” olarak gördüğü PKK‘nın Suriye kolu YPG, “De facto” olarak düzenli ordu yapılanmasını tamamladı. ABD başta olmak üzere İtalya, Almanya, Fransa ve İsrailli subayların eğittiği militanlar, ABD’nin verdiği donanım ile bir düzenli orduda olması gereken tüm unsurlara sahip oldu. 
2016 başında “terörle mücadele-özel polis teşkilatı” adıyla (Syrian Kurdistan, Kurdish Anti Terror Squad , Police special forces) H.A.T adlı yapılanmaya giden ABD, bu birliklerin üniforma, kıyafet, silah ve techizat yapılanmasının tamamını da temin etti. Yapılanmadan önce pikaplarla “Asayiş” adıyla yapılanan benzer birliklere, dönüşümle birlikte son şekli verilmiş oldu. 2014 Eylül’de “Yok olmanın eşiğinden” Türkiye ve ABD’nin attığı adımlarla dönen YPG’nin “gerilla” savaşından “devlet olma sürecine” giden hikayesi

YPG militanları ABD eğitim ve yardımıyla defakto bir orduya evrildi. Üstte: YPG “piyadeleri”. Altta sağda iki foto: YPG “Polis teşkilatı” – “terörle mücadele timleri” H.A.T. Foto: YPG propaganda videos screen/ Youtube

1- DÖRT PARÇANIN SURİYE AYAĞI; YPG
Kısa adı YPG… Kürtçe’nin Kurmanci lehçesine göre “Halk Koruma Birlikleri” ifadesinin kısaltması… YPG, Suriye’nin kuzeyinde Türkiye, İran, Irak ve Suriye sınırlarını içine alan topraklarda bir Kürt devleti kurulması için faaliyet yürüten “ayrılıkçı” yapılanmanın (PKK) Suriye ayağını oluşturuyor. Aynı yapı Türkiye’de HDP/PKK, İran’da PJAK adıyla faaliyet yürütüyor. Türkiye’yi hedef alan PKK, zaten Irak Kandil dağında konuşlu olduğu için örgüt Irak’ta da (Kandil-Sincar) PKK olarak bu amacını gerçekleştirmeyi hedefliyor. 
Hepsinin “kutsal lideri” ise kuşkusuz 1999’da yakalanarak Türkiye’ye getirilen ve halen İmralı Cezaevi’nde hükümlü bulunan örgüt lideri Abdullah Öcalan…. 
Örgütün nihai amacı ise kendi jargonuyla “Kuzey Kürdistan” (Türkiye doğusu), “Güney Kürdistan” (Irak’ın kuzeyi), “Batı Kürdistan-Rojova” (Suriye’nin kuzeyi) ve “Doğu Kürdistan” (İran’ın Türkiye sınırı) bölgelerini birleştirip tek “Büyük Kürdistan‘ı kurmak. 

Siyasi yapılanmaları, STK ve “baskın örgütleri” aracılığıyla bulundukları ülkelerde bugüne kadar “özgürlük” talepleriyle bu amaca ulaşmak isteyen örgüt, zamanlama ve konjonktüre bağlı olarak  “eyalet sistemi“, “federal yönetim” “yerelden yönetim” talepleriyle de bulundukları “anakara”dan ayrışmayı amaçladı. 
Türkiye’de 1984’ten bu yana bu amaçla silahlı eylemlerle amacına ulaşamayan PKK, Suriye’de 2011’de ortaya çıkan Arap Baharı süreciyle, Türkiye’de 30 yılda yapamadığını sadece 6 yılda gerçekleştirdi.   

2- YOK OLMAKTAN TÜRKİYE KURTARDI

Örgüt ilk kez Ortadoğu‘da Arap Baharı‘nın ortaya çıktığı 2011’de Suriye’de bu amacına ulaşmak için uygun ortamı yakalamış oldu. IŞİD saldırıları sonucu 2014 Eylül ayında Şanlıurfa Suruç karşısındaki Aynel Arap‘ta (Kobani) bitme noktasına gelen YPG, ABD ve Türkiye’nin girişimleri sonucu yok olmanın eşiğinden döndü. IŞİD’in kısa sürede 450 köyü ele geçirip Mürşitpınar sınır kapısına kadar sıkıştırdığı örgüt, Türkiye’nin toprakları üzerinden Suriye’ye soktuğu Peşmerge ve ÖSO birliklerinin YPG‘ye destek vermesi ve eşzamanlı olarak ABD‘nin sağladığı geniş çaplı hava desteği ile yok olmaktan kurtuldu.
3- RUSYA VE ABD’DEN “TAM” DOKUNULMAZLIK
2015’e güçlü ABD desteği ile giren YPG, 2015 Ocak ayında Aynel Arap‘ın tamamında, 2015 Aralık ayında Aynel Arap, Tel Abyad‘ı da içine alan Fırat’ın doğusunda tamamen kontrolü sağladı.
2015 sonuna kadar “gerilla” formunda çatışmalara katılan YPG, ABD başta olmak üzere, Almanya, İtalya, Fransa, Bulgaristan, Yunanistan, Rusya, Suriye gibi çok sayıda ülkeden çeşitli zamanlarda askeri yardım aldı. En büyük avantajı ise küçük çaplı bir iki çatışma dışında ne muhaliflerle, ne de Suriye rejim güçleriyle savaşarak enerjisini kaybetmemesi oldu. 
Türkiye ve Suriye’nin “ulusal güvenliğine” birinci derecede tehdit oluşturmasına karşın ABD ve Rusya gibi güçlerin korumasıyla “dokunulmazlık” kazanan örgüt, ilk kez 2015’in son aylarından itibaren “De facto” olarak düzenli ordu sayılacak bir güce ulaştı.
YPG yapılanmasının ABD çıkarları doğrultusunda şekillenmesi, bölgeye kurulan askeri üslerle sağlandı. Güvenlik kaynaklarına göre YPG’lilerin eğitimi ABD’nin bölgeye kurduğu askeri üsler üzerinden sağlanıyor.

4- ASKERİ ÜSLERLE KORUMA KALKANI 

Bunlardan biri Türkiye sınırına yakınlığı ile bilinen ve Şırnak Cizre’nin tam karşısında bulunan El Malikiyah bölgesinde Roubariyael-Jaffal ve Rimelan üsleri… 
ABD, Aynel Arap bölgesinde Şeddadi’de de benzer çalışmaları yürütüyor
Türkiye önce yok olmaktan kurtardığı YPG için 2015 başlarında endişesini yüksek sesle dile getirmeye başladı. ABD’ye, örgüte destek vermemesi gerektiğini iletti. Bölgede “en iyi ortak” olarak YPG‘yi gören ABD ise Türkiye’nin bu tepkisini azaltmak için YPG’yi “örtmeye” karar verdi. Suriye kuzeyinde IŞİD’e karşı savaşanların “PKK’nın Suriye kolu değil de Suriyeli yerel gruplar olduğu izlenimini” vermek için, çoğunun adları sadece kağıt üzerinde yer alan 13 grup ABD kontrolünde 2 Nisan 2016’da “SDF protokolü” imzaladı. Bu grupların tümüne Suriye Demokratik Güçleri (SDF-SDG) adı verildi. Buna göre her yeni bölge ele geçirildiğinde oraya özel “Askeri Meclis’lerin kurulması karara bağlandı. Türkiye’ye de “Bakın artık YPG yok, yerel Arap gruplar da bu oluşum içinde” mesajı verildi.
2 Nisan 2016 tarihi YPG için aynı zamanda “devlet formuna” giden sürecin de başlangıcı oldu. Askeri yardımlar arttı. 
Temmuz 2016’da Menbiç’i ele geçiren YPG, Türkiye’nin kırımızı çizgilerinin de üzerine basmış oldu. 
YPG’nin 2011-2015 arasındaki görüntüsü.
En başında PKK‘nın Kandil’deki yapılanmasına benzer “gerilla” formuyla Suriye’deki işgal stratejisini sürdüren örgüt, PKK’lı militanları da içine alan, içinden doğduğu yapının da (PKK’nın) üzerine çıkıp, onun “tepe yapılanması haline gelen donanımlı bir hiyerarşi” halini aldı. Kuşkusuz, bu süreçte Kandil‘deki bir çok isim de Suriye‘ye geçerek YPG saflarına katıldı. “Ayrılıkçı” Kürt hareketinin lokomotifi ise PKK’dan PYD/YPG inisiyatifine geçmiş oldu.

5- SİLAH YARDIMLARIYLA GÜÇLENDİRİLDİ
YPG’ye resmi olarak ilk silah yardımı ABD-Almanya ortaklığında ilk kez 20 Ekim 2014’te gerçekleştirildi. O tarihte YPG, Mürşitpınar sınır kapasında IŞİD tarafından sıkıştırılmış var olma savaşı veriyordu. 10 Aralık 2014’te Almanya da PKK’ya yüklü miktarda silah yardımı yaptı.

YPG’ye yapılan silah yardımlarından

12 Kasım 2015’te 50 tondan fazla cephane ABD tarafından YPG’ye resmi olarak teslim edildi. 2016’da sevkıyat miktarı gözle görülür şekilde arttı. 8 Nisan, 8 Kasım, 13 ve 27 Aralık’ta son yılların en büyük kargoları Haseke ve Ayn el Arap kentlerine gönderildi. Uçak, helikopter ve TIR’larla taşınan mühimmatın özellikle bu ay içindeki miktarı 75 tona ulaştı. YPG’ye verilen silahlar arasında kaleşnikof ve M-16 piyade tüfekleri, roket atarlar, anti tank ve anti personel mayınları, kornet füzeleri ile milyonlarca mermi ve el bombası yer aldı. ABD bu malzemeleri, Türkiye’nin tepkisini çekmemek ve YPG’yi “örtmek için” kurdurduğu Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ismindeki yapılanmaya verdiğini açıkladı. Dünya kamuoyuna ise bu yardımların “Suriyeli ılımlı muhaliflere‘ yapıldığını söyledi.

6- ABD’NİN YENİ “DE FACTO” DEVLETİ
Nihayetinde YPG, 29 Aralık 2016‘da Suriye kuzeyinde tek taraflı olarak “Suriye Demokratik Federasyonu“nu ilan etti. Bu kararı şimdilik kimse tanımasa da kuşkusuz bu önümüzdeki süreçte ABD tarafından temelleri atılmakta olan “devlet yapılanmasının en güçlü adımı” oldu. Gelinen süreçte ise 4 parçalı “Büyük Kürdistan” yapılanmasının Suriye’nin kuzeyini içine alan batı parçası, ayrılıkçıların ilk yıllarda çizdikleri haritan da daha büyük bir alanda tamamlanmış oldu.  

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir