ABD Suriye’yi neden vurdu: İşte en gerçekçi analiz

ABD, Fransa ve İngiltere Suriye’yi aslında neden vurdu. 103 füzenin ateşlendiği Suriye’de hedef ne rejim, ne Rusya ne de İran’dı. Söylenenlerin aksine hedef direkt olarak Türkiye oldu. Macron’un son açıklaması bağlamında işte en gerçekçi analiz ve yanıtlar…


ABD saldırısı-Suriye

ANALİZ – Ve nihayet günlerdir “ABD, Fransa ve İngiltere’nin Suriye’yi neden vurduğu” sorusuna elle tutulur bir yanıt, yine Suriye’yi vuran güçlerden geldi.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ilk kez yorumların ve “çıkmaz analizlerin” ötesinde Suriye’yi füzelerle vurmanın gerekçesine dair elle tutulur en ciddi bulguya yer verdi. Fransız TV kanalına saldırıyı değerlendiren Macron, Suriye’ye yönelik operasyonun, Rusya ve Türkiye’nin arasını açtığını söyledi. Macron, ABD‘yi Suriye’de kalmaya da kendisinin ikna ettiğini açıkladı.

ABD, İngiltere ve Fransa 14 Nisan’da TS ile 04.00’da Suriye’yi vurmuştu.
İngiltere’nin 4 uçakla katıldığı saldırıda, Akdeniz’e konuşlu gemilerden füzelerle Suriye’deki 16 hedefin vurulduğu belirtilmiş, Rusya da atılan 103 füzeden 71’ini hava savunma sistemleriyle etkisiz hale getirdiğini duyurmuştu.
Rejim, tüm tesisleri boşalttığı için can kaybı yaşanmadığı açıklandı. Diğer taraftan saldırıda ciddi bir maddi hasarın bile oluşmadığı ortaya çıktı. Saldırı sonrası da en çok “ABD, Suriye’yi neden vurdu” sorusu tartışılır olmuştu.

Saldırıda askeri bir zafer yok. Ancak dillendirilen gerekçeler ortaya çıktıkça aslında operasyonun “başarı ile” sonuçlandığı görülüyor.
Açık bulgulara bakıldığında 3 başlık, saldırının amacına dair en gerçekçi tespitlere ulaşmamızı sağlıyor.

  1. Rusya ve İran’a karşı ABD, İngiltere ve Fransa bir blok oluşturdu.

  2. Türkiye’nin Afrin’le başladığı Suriye kuzeyindeki YPG’ye yönelik tüm askeri hareketliliği durdu.

  3. Türkiye’nin ABD (NATO) kanadında yer alması sağlanarak Rusya ile bağı kısmen koparıldı.

Sıcak savaş olmadan yapılan saldırı bölgede “kısa süreli elektro şoka” neden oldu anlaşılan.

Şok sonrasında Türkiye’nin hem ABD-NATO kanadına bakışı hem de Menbiç’le ilgili tutumu  belirgin bir değişime uğradı.

Macron, operasyonun, Rusya ve Türkiye’nin arasını açtığını söylerken ne kastediyor.
Elbette Türkiye’nin pozisyonunu…
Türkiye bu saldırı Rusya ile kurduğu yakınlaşmayı bir tarafa atarak 3’lü blok yanında durduğunu gösterdi. Biz bu duruşu ilk olarak Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasında görmüş olduk.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı, 3’lü blok Suriye’yi vurduktan saatler sonra Rusya’yı yalnız bırakan o açıklamayı yaptı.

DIŞİŞLERİNİN AÇIKLAMASI MACRON’U DOĞRULADI

14 Nisan yapılan 105 numaralı “ABD, İngiltere ve Fransa’nın Suriye Rejimine Ait Noktaları Hedef Alan Operasyonu Hk.” başlıklı açıklamada şu ifadeler yer aldı:
“Türkiye, 7 Nisan günü Duma’da çok sayıda sivilin ölmesine yol açan kimyasal silah saldırısına mukabil ABD, İngiltere ve Fransa’nın bu sabaha karşı Suriye rejimine karşı düzenlediği operasyonu yerinde bir tepki olarak görmektedir. Rejim tarafından gerçekleştirildiği yönünde güçlü şüphe bulunan Duma saldırısı karşısında tüm insanlığın vicdanına tercüman olan bu operasyonu memnuniyetle karşılıyoruz”

Saldırının kim tarafından düzenlendiği konusunda henüz kanıt yokken, hatta açıklamada bile bu şüpheye yer verilmiş olmasına rağmen, Türkiye’nin ABD üçlüsünden yana tavır alması bilinçli bir taraf siyasetinin açık göstergesini oluşturuyor.
Türkiye bu dayatma ya da tercihle birlikte Rusya yerine safını ABD’den yana kullanmış görünüyor.

SURİYE’Yİ VURDULAR TÜRKİYE’Yİ DURDURDULAR

ABD, İngiltere ve Fransa’nın birlikteliği ile 14 Nisan’da gerçekleştirilen Suriye’ye yönelik saldırının asıl hedefi Türkiye’yi YPG’den uzaklaştırmak. YPG üzerindeki baskıyı almaktı. YPG’ye en fazla destek veren 3 ülke bunu diplomatik olarak başaramadı. ABD bu konudaki kaygılarını iletmiş, Afrin 18 Mart 2018’de TSK ve ÖSO tarafından ele geçirilmeden hemen önce, Fransız Cumhurbaşkanı Macron’un defalarca Türkiye ile temas kurmuş, açıklamalar yapmıştı.
Aynı üçlünün Suriye’yi vurmadan hemen önce yaptıkları toplantı, görüşme ve zirvelerin konusu da yine YPG bağlamında Türkiye olmuştu.

Suriye kuzeyi için 29 Mart akşamı 3 kritik gelişme yaşandı.
Fransa ile görüşen Trump, ardından Suriye’den çekileceklerini açıkladı.
Hemen ardından Macron, PYD heyetini kabul Elize Sarayı’nda kabul etti. Macron YPG’ye “garanti” verdiğini duyurdu.
Akşam saatlerinde gerçekleşen görüşmede Macron, “Türkiye ile PYD arasında arabulucu olmaya hazır olduğunu da açıkladı.

Peki Türkiye ne karşılık verdi?
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da 30 Mart’ta Ankara’da yaptığı değerlendirmede, “Geçen hafta Macron’un kendisiyle bizzat görüştüm. Baktım garip garip şeyler söylüyor. Tabii garip garip şeyler söyleyince de kendisine biraz frekansı yüksek oldu ama söylemek zorunda kaldım. Çünkü bizim Silahlı Kuvvetlerimizi, bizi, kalkıp da asla kabullenemeyeceğimiz bir yere oturtmak kimsenin haddine değil.”
Erdoğan, “Türkiye ile YPG arasında arabulucu olabiliriz lafı doğruysa, bu açıklama haddini ve boyunu aşan bir laf” dedikten sonra “Türkiye’nin Tel Abyad, Rasulayn gibi Suriye kuzeyindeki YPG kontrolünde bulunana bölgelere yönelik hazırlıklarına da başladığını” belirtti.

Tüm bu hengame sürerken Suriye operasyonu gerçekleşti. Ve Macron YPG’ye verdiği sözü dolaylı da olsa tuttu.

Operasyon Türkiye’ye yönelikti. Zira bu hamle ile Türkiye hem ABD bloğuna alındı. Hem de YPG’ye karşı durduruldu.
Türkiye artık en azından bir süre Menbiç’i ağzına bile almayacak gibi görünüyor.


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

IŞİD yöneticisi operasyonda öldürüldü

MISIR, Kahire (HABERYİRMİ) – IŞİD yöneticisi Nasır Ebu Zekul Mısır Ordusu tarafından Sina Yarımadasında düzenlenen …

2 Yorumlar

  1. Gayet yerinde bir analiz. Elinize saglik. Gercektende Suriyeye saldirarak Abd ve isbirlikcileri Turkiye Rusya isbirligini vurdu. Abd diplomatik yollarla tehdit ve santajla gerceklestiremedigini Suriyeyi vurarak elde etti. Yani bir devlet acisindan dost dusman diye bir kavram yoktur. Devlet tuzel bir kisiliktir ve devletin cikarlarina gore esnek bir bicimde kimin yaninda kimin karsisinda olacagini belirler. Simdi Turkiyedeki devlet anlayisina baktiginizda sanki bir tuzel kisilik degilde bir sahis var karsimizda. Israrla ne pahasina olursa olsun Esad karsitliginda ayak diriyor. Netanyahu ile el altindan gorusuyor Israille askeri tatbikat yapiyor ama nedense konu Esad olunca sahsi nir nefret ve bagnazlikla hareket ediyor iktidar. Yani Esad bir oldu bittiyle Filustini isgal edip illegal devlet kuran ve Filustinli bebeleri katleden Israilden dahami kotude illa gereksiz bir inatla Esad dusmanliginda israr ediliyor. Iste bu sahsi tutum iktidarin asil topugu oldugu icin Abd Fransa diplomasi ve tehditle elde edemedigini Esadi vurduk deyip on dakkada elde etti. Ve tum kazanimlarimiz tehlikeye girdi. Ve hala meydan meydan dolasip bu yanlislarini satmaya calisiyor adamlar. Tarin Rusya ayagini direrse Turkiye Afrinde bile kalamaz degil otesine gitmek. Membivinbhic lafini etmiyor iktidar. Nerde kaldi o laflar hani Membucede giriyorduk hani Firatin digusundan Ypg yi temuzleyecektik…Birak Suriyede Ypg yi temizlemeyi yarin kendi sinirimizi bile korumakta sikinti yasayabiliriz boyle giderse. Maalesef Turkiyede muhalefet diye bir sey yok. Yoksa iktidar yalanci coban hikayesine donen ey Amerika ey bati ey Israil kemcirmelerini bu kadar kolay satamazdi. Ancak kanaatim oki iktidarin bu yanlis politikalarina dur diyecek olanda kendi tabanidir. Ve goruyorumki dindar kesimin entellektuelleri arasinda iktidarin bu tutarsizliklarinin ulkeyi ne kadar tehlikeli bir hale getiirdigini soyleme cesareti olanlarin sayisi artiyor.

  2. İnşaallah eset zalim kafirini de Türkiye devirecek.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir