Bahçeli’den çok sert tepki geldi, kapatın gitsin


MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türk Tabipleri Birliği’ne tepki göstererek, “PKK’nın yanında olanlar, HDP’nin yolundan gidenler bunlardır. Mutlak suretle kapatılmalıdır” dedi.

İşte Bahçeli’nin açıklamalarından satır başları:

Sözde Nevruz kutlamaları bu sene de ağır tahriklere neden olmuştur. Korsan kutlamalar yine fitne saçmışlar ve bir kez daha Türk’ün bahar bayramını gölgelemeye çalışmışlardır. Kürt kökenli kardeşlerimizi istismar eden namussuzlara göz açtırılmayacaktır. Kavga ve kutuplaşma meraklıları her zaman kaybedecektir. Nevruz büyük Türk milletinin kıtaları yönetmeye talip olduğu kutlu Ergenekon ateşidir.

“TERÖRİSTİN YERİ DEMİR PARMAKLILARIN ARKASIDIR”

Teröristin yeri TBMM değil demir parmaklıkların arkasıdır. Türk milleti nevruzla birlikte umut dolu günlerin geleceğine inanmıştır. Bundan sonra da yaşatacaktır. Bu ateşin hiç sönmeden milletin istikbalini aydınlatması gönülden dileğimdir. Nevruz bayramını kutluyor, hepsine başarılarla geçecek bir ömür diliyorum. Türk milletinin tam bağımsız halde kıyamete kadar baki kalmasını Allah’tan niyaz ediyorum.

ATATÜRK ELEŞTİRİLERİNE TEPKİ

Aziz ceddimiz Çanakkale’de bir destan yazmıştır. Bu destan nesilden nesile aktarılarak bir itibar vesikası halinde tarihe mal olmuştur. “Ben size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum” haykırışı hala Çanakkale’de inliyordur. 1915 Çanakkale Köprüsü’nün açılmasının Çanakkale’nin Atatürk ile değil, köprüyle anılacak denmesi kabul edilemez. Bunların işleri güçleri her başarıya iftira atmaktır. Gözleri vardır göremez! Bunların kalpleri mühürlüdür. Çanakkale mermilerin havada birbirine isabet ettiği Çanakkale Türkiye’nin önsözüdür.

Hiçbir kemiksiz, hiçbir densiz Aziz Atatürk ve Çanakkale üzerinden yeni bir kutuplaşma sayfası açmaya yeltenmemelidir

Türkiye’yi kötülemeye kalkışanların soyunun sopunun nereye dayandığı bellidir.

Dediler ki bu köprü milletin sırtında bir kamburmuş. Yap-İşlet-Devret modeli ile yapılan bu yapı için milletimizden para çıkacakmış. Ey gafiller bu köprüden siz de geçeceksiniz. Niye gocunuyorsunuz? Bu köprü ülkemizin gururdur. Bunu da mı kabullenemiyorsunuz. Yapılan tebrik ve takdirden uzaksınız, bari susun da uzaktan bakanlar sizi adam zannetsinler. Madem köprüden geçmeyeceksiniz, buyurun denize atlayın yüz yüze gidin. Çanakkale’nin rövanşını almak için yanıp tutuşuyorlar. Dün başaramadıkları işgali bugün asla yapamayacaklar.

TÜRK TABİPLER BİRLİĞİNE TEPKİ

Türkiye’nin yükselişine engel olamayacaklar. Önümüze taş koyamayacaklar. Milletimize ve ülkemize hizmet eden, her meslek mensubunun başımız üzerinde yeri vardır ve bu tartışmasızdır. Hiç kimseye peşin hükümlü bakamayız. Bizim kıstaslarımız kriterlerimiz anlayış ölçülerimiz gayet berraktır. Türkiye’ye nefret besleyenler karşı cephemizdir. Hem ihanete çanak tutan, hem terör örgütlerine methiyeler düzen hem de insan haklarından bahsedenler köksüzlerdir. İhanet edene göz yummak günaha ortaklıktır. TTB isimli bölücü yapılanma Türk hekimlerini temsil edemez. Doktorlarımız bizim can yoldaşımızdır. Nerede bir melanet varsa TTB başkanı oradadır. PKK’nın yanında olanlar bunlardır, bölücülüğün propagandasını yapan bunlardır. Bunlara doktor demek, Türklüğe ve doktorluğa yapılmış en büyük bühtandır.

Muğla’da bir uzman çavuşumuzun maruz kaldığı durum bizleri üzmüştür. TBMM’ye sunulan ve ilgili komisyona havale edilen sağlıkta şiddetin sona erdirilmesi için kanunda değişiklik yapılmasını öngören tasarıyı ön koşulsuz kabul edeceğiz.

“TTB MUTLAK SURETLE KAPATILMALIDIR”

1970’li yıllarda hain bir kurşunun bedenine isabet ettiği bir dava arkadaşımız, Hacettepe’ye kaldırılmıştı. O dava arkadaşımızın bir an önce tedavi altına alınması gerekiyordu. Çünkü hayati tehlikesi vardı. Arkadaşımızın ülkücü olduğunu öğrenen bir kaç doktor müsveddesi, bırakın gebersin demiştir. Ülkücü hareket, kalpsizlerin oyunlarını bozarak bugünlere gelmiştir. İşte o doktor müsveddelerinin çatı kuruluşu TTB’dir. Dağdaki teröriste pansuman yapanla bunun ne farkı vardır. Doğu ve Güney Doğu’daki meskun mahal operasyonlarından dolayı uluslararası mahkemelerde yargılanmasını gerektiğini söyleyen bu kişi değil midir. Açık açık sesleniyorum. TTB mutlak suretle kapatılmalıdır.

UKRAYNA-RUSYA SAVAŞI

Dışişleri Bakanımızın açıklamasına bakarsak, Ukrayna ve Rusya’nın pozisyonlarında bir yakınlaşma olduğu anlaşılmaktadır. Müzakere edilen altı maddelik şartların ilk 4 maddesinde mutabık kalındığı açıktır. Savaşa en dengeli yaklaşan ülke Türkiye’dir. Putin’in aklıselim çizgiye gelmesi beklentimiz ve temennimizdir.

Rusya’nın denizlerdeki mayınların Karadeniz’e gelebileceğini söylemek ya algı oyunu, ya da çok büyük bir tehlikedir.

Savaşın kazananı barışın da kaybedeninin olmayacağı bir gerçektir.

Silahların susma vakti gelmiştir. Diplomasi kanallarıyla savaşı sona erdirmek mümkündür. Türkiye’nin sağ duyulu politikaları savaşı sona erdirmekte önemli rol oynamaktadır. Oyun kuran ülkelerin oyunları birer birer bozulmaktadır. Hiçbir ülke Türkiye kadar iyi niyetli bir tutum içerisinde değildir. Ukrayna-Rusya savaşının sona ermesinin tek yolunun , devlet başkanlarının, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ile mesela İstanbul’da bir araya gelmesidir.

Ukrayna Cumhurbaşkanını periyodik şekilde parlamentolarında konuşturan ülkeler bize göre samimi değildir. Tiyatroya gerek yoktur. Bunu izleyip aldanacak kimse olmayacaktır. Ukrayna Cumhurbaşkanını parlamentolarında konuşturan ülkelerin, savaşı körükleyen ABD’ye itirazı ne zaman gelecektir. Hani yaptırımlar Rusya’nın nefesini kesecekti. Bu nasıl müttefikliktir. NATO üyeleri arasında yaptırıma maruz kalan tek ülke Türkiye’dir. Mücadele ettiğimiz terör örgütlerine destek verenlerine bakın ki NATO’da aynı çatı altında olduklarımızdır. Kuzu postuna bürünmüş hiçbir ülke bize adalet dersi veremez. İnsanlık hatırlatması yapamaz. Yaptırımlara neden katılmıyorsunuz diyemez. Bu devleti Türk milleti kurmuştur son söz ve karar Türk milletinindir.

Zor günümüzde yalnız bırakanları asla unutmayız.

“SÜLEMAN SOYLU, SOYİSMİ GİBİ SOYLU’DUR”

Bizim anlayışımıza göre devlet demek, hukuk demektir. Türkiye muz, cumhuriyeti, çadır devleti değildir. Bir devletin 3 temel unsurundan olan egemenliği sulandıracak hiçbir örgüte, yapıya derneğe müsammamız olmayacaktır.

Geçtiğimiz hafta sonu Adana’da yaşanan, öncesi sonrası kurgulanmış olayları hepimiz gördük. Türkiye husumeti aleni olan, ve kapatılan Furkan Vakfı örgütünün provokasyonları sonrası istenmeyen görüntüler yaşanmıştır. Darbe girişimlerine hayırlı olsun diyen vakfın yaptıkları bardağı taşırmıştır. Bunlarda doğru ile yanlış birbirine girmiştir. Bu din tacirlerine Türk polisi zamanında müdahale etmiştir. Sözde vakfın meczup başkanının İçişleri bakanımıza söyledikleri bizim için yok hükmündedir. Sayın Süleyman Soylu, soyismi gibi Soylu’dur. Bütün emniyet teşkilatımızı kutluyor, özellikle Adana’da görev yapan tüm polislerimizin alnından öpüyorum.